Prof. Dr. Çiğdem BERBER ÇELİK - RTEÜ Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı
Akran zorbalığı çocuklar arasında yaşanan bir anlaşmazlıktan öte sessizce zorbalığı izleyenleri, aileleri, öğretmenleri ve çocuğa ilişkin herkesi ilgilendiren bir mesele, “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek göz ardı edilmemesi gereken bir mesele, zorbalığa uğrayan çocuğun sessiz çığlığının görülmesi gereken bir mesele, yetişkin müdahalesine ve profesyonel yardıma ihtiyaç duyulan bir mesele.
Kavramın bilimsel anlamda ele alınması ve tanımlanması 50-60 yıllık bir geçmişe işaret etse de kavramın görünür hale gelmesi oldukça yenidir. Toplumda yaşanan şiddet olayların yaygınlaşması, iletişim kanalları yoluyla herkese ulaşması ve bunun sonucunda da davranışın normalleşmesi zorbalığın ortaya çıkmasında etkili olsa da çocuğun yetiştiği aile ortamı, sosyal çevre, bireysel özellikler ve dijital ortamlar da bu davranışın oluşmasında rol oynamaktadır.
Zorbalığa müdahale etmeden ya da önleyici çalışmalar yapmadan önce zorbalık kavramının ne olduğunu bilmek gerekir. Çocukların birbirlerine karşı gösterdiği her istenmeyen davranış zorbalık olarak kabul edilir mi? Her şaka, her kötü söz ya da anlık saldırganlık tepkisi zorbalık kapsamına girer mi? Cevap HAYIR! Bir eylemin akran zorbalığı sayılabilmesi için davranışın kasıtlı yapılması, tekrarlayıcı/sürekli olması ve taraflar arasında eşit olmayan bir güç dengesizliği içermesi gerekir. Akran zorbalığı, tek bir olaydan ziyade bir davranış örüntüsüdür. Tekrarlama/Süreklilikten kasıt, sıradan saldırgan davranışlardan farklı olarak bu zarar verici hareketlerin bir sefere mahsus olmayarak tekrarlanmasıdır, bir anlamda sistematik bir saldırı olması gerekir. Zorbalık eğer fark edilmezse haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebilir. Kasıtlılıktan söz edersek, zorbalar, kurbanlarını fiziksel, sosyal ya da duygusal olarak incitmek ve onlara zarar vermek amacıyla davranışlar tasarlarlar ve buna yönelik çeşitli araçlar kullanırlar. Yani zorbanın bir amacı vardır. Güç dengesizliğinde ise fiziksel güçten, gruptaki sosyal statüden veya grup büyüklüğünden (örneğin tek bir kişiyi hedef alan bir grup) kaynaklanabilir. Güç ayrıca bir kişinin zayıflıklarını (örneğin fiziksel görünüş, öğrenme sorunu, ailenin sosyo-ekonomik durumu, kişisel özellikler gibi) bilmek ve bu bilgiyi ona zarar vermek için kullanmak yoluyla da elde edilebilir. Bu üç kriter karşılandığında artık zorbalık davranışı konuşulabilir.
HANGİ DAVRANIŞLARA ZORBA DAVRANIŞLAR DİYEBİLİRİZ?Zorbalık tek bir davranış biçimiyle sınırlı değildir, birçok boyutta davranışı içermektedir. Zorbalığın en belirgin biçimi fiziksel olandır; vurma, tekmeleme, çelme takma veya itme gibi bir kişinin vücuduna yönelik herhangi bir saldırıyı içerir. Ayrıca uygunsuz el hareketleri veya kurbanın eşyalarını çalma veya kırma gibi durumlara da uzanabilir. Özellikle erkek çocuklarının hem fiziksel şiddetin faili hem de kurbanı olma olasılığının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Fiziksel zorbalık diğer türlere göre daha fark edilir çünkü ortada somut bir delil vardır. Fark edilmesi daha güç olan tür ise kurbanı aşağılamak veya korkutmak için sözlü veya yazılı kelimeler kullanmayı içeren sözel zorbalıktır. Buna alay etme, lakap takma ve hatta tehditler dahildir. Genellikle otorite figürleri etrafta olmadığında gerçekleşir. Dahası, bir zorba bunu arkadaşlar arasında iyi niyetli bir şakalaşma olarak gösterebilir. Sonuç olarak, kurbanın bunu kanıtlaması ve zorbalığın fark edilmesi zordur. Kurban için uzun vadeli stres ve kaygı kaynağına dönüşür. Tespit edilmesi en zor olan tür ise ilişkisel/sosyal zorbalıktır. Mağduru toplum içinde utandırmak, söylenti yaymak, onu bilerek sosyal ortamlardan uzak tutmak veya onu bir gruptan dışlamak gibi eylemleri içerir. Kızların erkelere göre sosyal ve sözel zorbalık yapma oranları daha yüksektir.
Bugün dünya genelinde üç çocuktan biri zorbalığa uğruyor, bu çok yüksek bir oran olmakla birlikte zorbalığın toplumlar içinde ne kadar yayınlaştığının da göstergesidir. Yani bu veri, sokakta yürürken karşılaştığımız üç çocuktan birinin zorbalığa maruz kaldığı anlamına geliyor. Bu travmatik bir durumdur ve sonuçları çok ağır olabilir. Fiziksel, sosyal ve psikolojik sorunlar yakın ve uzun dönemli olarak zorbalığa maruz kalan çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilir. Peki ne yapmak gerekiyor?
BU ÇOCUKLAR NEDEN ZORBALIĞA BAŞVURUYOR?Zorbalık kendi haline bırakılırsa zamanla biter mi? HAYIR. Zorbalık, bir yetişkin tarafından müdahale edilmesi ve başa çıkılması gereken ciddi bir durumdur.
Çocuğun akran zorbalığına uğradığını nasıl farkedebilirsiniz? Anne-baba olarak bir çocuğun zorbalığa uğradığının işaretlerini çocuğu gözlemleyerek anlayabilirsiniz. Fiziksel yaralar, okul reddi, devamsızlık ve okula gitmemek için bahaneler üretme, okula karşı korku ya da nefret söylemlerinde bulunma, depresif davranışlar sergileme, evden çıkmak istememe ve sınıfta da kimseyle konuşmak istememe, derslere odaklanmada zorlanma ve okul başarısında düşme gibi davranışlar zorbalığa uğradığına yönelik veriler olabilir. Davranışsal sorunlar olarak; içe kapanma, tırnak yeme, kaygı, uyku sorunları, depresyon, yalnızlık ve uç noktalarda intihar davranışı da görülebilmektedir. Çocukla doğru iletişim kurmak önemli; onun anlattıklarında çocuğunuzu suçlamadan, yargılamadan olayların detaylarını anlamaya çalışabilirsiniz. “O sana vurduysa sende ona vursaydın” gibi çocuğun daha yetersiz hissedeceği söylemlerden kaçınmak gerekir. Zorbalık eğer okulda gerçekleşmişse hemen yönetimle irtibata geçmek ve bu olayları tolere etmeyeceğinizi açık bir dille ifade etmek yerinde bir davranış olacaktır. Okulda yardım alacağınız en profesyonel yer Rehberlik servisleridir. Okul psikolojik danışmanı ile görüşerek müdahale ve önlemeye yönelik neler yapılacağıyla ilgili işbirliği yapabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzun davranışsal olarak eksik kalan yönlerini geliştirmesine destek olarak başarıyı deneyimlemesine ve özgüveninin artmasını sağlayabilirsiniz.
Zorba olan çocuğun ebeveyni sizseniz ne yapmalısınız? Burada, en çok yaşanan sorunlardan biri zorbalık yapan çocuğun ebeveynlerinin bu davranışları normal olarak kabul etmesi ve müdahale etmemesidir. Çocuğunun yaptığı davranışları savunmak, mazeretler bulmak yanlış olacaktır. Zorba davranışların doğal olmadığı ve kabul edilemez olduğu mesajı verilmelidir. Saldırgan davranışlarla çocuğun istediğini elde etmesine müsaade etmemek gerekir. Tutarlılık ve kararlılık ilkelerine göre hareket etmek doğru bir yol olur. Bunun yanı sıra, çocuğun izlediği filmler, programlar, oynadığı oyunlar mutlaka kontrol edilmelidir. Zorbalık yapan çocuklara baktığımızda genellikle empati yapmakta eksik kaldıklarını görürüz. Diğerlerinin duygu ve düşüncelerine karşı duyarsızlardır. Yaptıklarından sorumluluk hissetmezler ve pişmanlık duymazlar. Zorbalığa maruz kalan çocukların ne hissedebileceği üzerine konuşarak onlarla empati kurmasını sağlayın. Sadece mağdur çocuk için değil zorba çocuk içinde destek gereklidir. Onu bu davranışa iten sebeplerin araştırılması için okul psikolojik danışmanından ya da psikologdan yardım alınabilir.
Akran zorbalığıyla başa çıkmak, yalnızca zorbalık yapan öğrenciye yaptırımlarda bulunmak ya da zorbalığa uğrayan çocuğu korumakla sınırlı değildir. İşin özünde, okul, aile ve toplum olarak çocuklara davranış ve değer öğretimi yatmaktadır. Farklılıklara saygı duymak, empati kurmak, sınırları gözetmek, gerektiğinde hayır diyebilmek, ses çıkarabilmek öncelikle çocuklara öğretilmesi gereken davranışlardır. Amaç, çocukların kendilerini güvende, değerli ve ait hissettikleri bir okul iklimi oluşturabilmektir. Bu şekilde, zorbalık içeren davranışlar azalabilir.