GÜNDEMDÜNYAEKONOMİSPORANALİZCOP31ABD'de ara seçimlerİsrail’in Gazze saldırılarıCANLIMHP TBMM Grup Toplantısı
Söz konusu casus yazılımla mağdurun konuşma üslubu birebir takip ediliyor. Ardından kurbanların yakınlarına "acil borç" bahanesiyle mesaj gönderilerek IBAN üzerinden para isteniyor.
Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan, İstanbul Ticaret Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Siber Güvenlik Programı Başkanı Öğretim Görevlisi İbrahim Gündüzgil, bu olaylarda saldırganların genellikle sahte bağlantılar, kimlik avı yöntemleri ve sosyal mühendislik teknikleriyle kullanıcıların hesaplarına erişim sağlamaya çalıştıklarını belirterek, "Güncellenmeyen uygulamalarda veya işletim sistemlerindeki güvenlik açıkları da saldırganlar tarafından istismar edilebilmektedir. Güncel olmayan işletim sistemleri ve uygulamalar, bilinen güvenlik açıklarının istismar edilmesi açısından ek risk oluşturabilmektedir." dedi.
Gündüzgil, kullanıcıların bu mağduriyetleri yaşamaması için öncelikle mesajlaşma uygulamalarında iki adımlı doğrulama gibi ek güvenlik özelliklerini etkinleştirmeleri uyarısında bulundu.
Gündüzgil, uygulamalardaki bağlı cihazların ve aktif oturumların kontrol edilerek, tanınmayan cihazların erişiminin sonlandırılması gerektiğine dikkati çekti.
Özellikle tanıdık kişilerden gelen para taleplerinde mesajı gönderen kişinin kimliğinin farklı bir iletişim yöntemiyle doğrulanması gerektiğini belirten Gündüzgil, "Hesabının ele geçirildiğinden şüphelenen kullanıcıların vakit kaybetmeden hesap kurtarma adımlarını başlatmaları ve yakın çevrelerini bilgilendirmeleri önem taşıyor." diye konuştu.
Gündüzgil, mesajlaşma hesaplarının ele geçirilmesinin belirli bir işletim sistemiyle sınırlı olmadığını ifade ederek, Android ve iOS kullanıcılarının da bu tür saldırıların hedefi olabileceğini belirtti.
Özellikle güvenilmeyen bilgisayarlarda açık bırakılan oturumların, zararlı yazılımlar ve sahte QR kodları aracılığıyla gerçekleştirilen saldırıların, hesaplara yetkisiz erişim sağlanmasına neden olduğunu ifade eden Gündüzgil, "Kullanıcı telefonunda mesajlaşma uygulamasını normal şekilde kullanmaya devam ederken saldırgan farklı bir cihaz üzerinden hesaba erişebilmekte. Bu durum kullanıcı tarafından fark edilemeyebilir. Dolayısıyla kullanıcıların sadece telefonlarının değil, hesaplarına bağlı bilgisayar ve diğer cihazların güvenliğini de kontrol etmeleri gerekmektedir." diye konuştu.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Program Başkanı Öğretim Görevlisi Sabri Erdemir de kullanıcıların bu duruma maruz kaldığında, dijital delillerin korunmasının önem taşıdığına dikkati çekerek, "Şüpheli mesajların ekran görüntüleri, gönderilen bağlantılar, telefon numaraları, para talep edilen banka hesap bilgileri varsa para transfer dekontları ve olayın gerçekleştiği tarih ile saat bilgileri muhafaza edilmelidir." dedi.
Uzaktan erişim şüphesi bulunuyorsa cihazın internet bağlantısının kesilmesinin saldırganın devam eden müdahalesini sınırlandırmak ve dijital delillerin korunmasına yardımcı olmak açısından önemli bir tedbir olabileceğini söyleyen Erdemir, sadece mesajlaşma hesabının ele geçirildiği durumlarda internet bağlantısının kesilmesinin saldırganın farklı bir cihaz üzerinden hesaba erişimini engellemeyebileceğini vurguladı.
Erdemir, bu gibi durumlarda cihaz güvenliği ile hesap güvenliğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, şu önerilerde bulundu:
"Mümkünse cihaz sıfırlanmamalı, uygulamalar silinmemeli ve mevcut kayıtların kaybolmasına neden olabilecek işlemlerden kaçınılmalıdır. Maddi kayıp yaşanması durumunda vakit kaybetmeden ilgili bankayla iletişime geçilerek şüpheli işlemin bildirilmesi ve para transferinin durdurulması veya geri alınmasına yönelik işlemlerin başlatılması talep edilmelidir. Bununla birlikte, mesajlaşma hesabı ele geçirilen kişilerin herhangi bir maddi kayıp yaşanmasa dahi ellerindeki dijital delillerle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına veya emniyet ve jandarma birimlerine başvurarak durumu resmi olarak kayıt altına aldırmaları büyük önem taşımaktadır. Zira ele geçirilen hesaplar, saldırganlar tarafından ilerleyen süreçte farklı dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılabilmektedir. Bu nedenle olayın gecikmeksizin yetkili makamlara bildirilmesi hem saldırının soruşturulmasına katkı sağlayacak hem de hesap sahibinin bilgisi ve iradesi dışında gerçekleştirilebilecek eylemler karşısında daha önce mağduriyet yaşadığını ortaya koyabilecek önemli bir kayıt oluşturacaktır."
- "Delillerin birbirleriyle ilişkilendirilmesi sonucunda faillerin belirlenmesi mümkün"
Erdemir, bu tarz durumlarda cezai sorumluluğun, hukuka aykırı eylemi gerçekleştiren ve suça iştirak eden kişilerin fiilleri çerçevesinde değerlendirildiğini, bir kişinin mesajlaşma hesabının ele geçirilmiş olmasının, o kişiyi kendiliğinden dolandırıcılığın sorumlusu haline getirmediğini söyledi.
Saldırganların tespit edilmesinin dijital adli inceleme ve adli soruşturma süreçleriyle mümkün olduğunu ifade eden Erdemir, "Bu kapsamda hesaplara ait erişim ve oturum kayıtları, IP adresleri, kullanılan cihazlara ilişkin veriler, banka hesap hareketleri ve para transferleri gibi dijital izler incelenebilmektedir." açıklamasını yaptı.
Erdemir, dolandırıcılık sonucunda para transferinin, gerçekleşmişse paranın aktarıldığı hesaplar ve sonraki finansal hareketlerin, soruşturma açısından önemli bilgiler sağlayabildiğini ancak bir IP adresinin veya banka hesabının tespit edilmesinin tek başına suçu gerçekleştiren kişinin kesin olarak belirlendiği anlamına gelmediğini ifade etti.
Bu bilgilerin diğer dijital delillerle birlikte değerlendirilmesinin önemini yineleyen Erdemir, "Saldırganların kimliklerini gizlemek amacıyla farklı teknikler kullanmaları tespit sürecini zorlaştırabilse de uygun dijital delillerin elde edilmesi ve bu delillerin birbirleriyle ilişkilendirilmesi sonucunda faillerin belirlenmesi mümkün." diye konuştu.